Ey Aliyev! Laiklik Başörtüsünden mi Korkuyor, Yoksa Özgürlükten mi?

Aziz Dağtekin | Yazdı


Laiklik tartışması açılıyor, konu dönüp dolaşıp başörtüsüne geliyor. Bir kız çocuğu başını örtüyor, okulun kapısında sorun başlıyor. Sonra devlet televizyonu çıkıp ilan ediyor: “Azerbaycan Müslüman ancak laik bir devlettir.”

İyi de kardeşim, bunu kim inkar ediyor?

Azerbaycan’ın Müslüman olmasıyla laik bir devlet olması neden birbirine karşıymış gibi anlatılıyor? Daha önemlisi, laikliği anlatmanın yolu neden başörtülü kız öğrencilerin üzerinden geçiyor?

İnsan sormadan edemiyor: Laiklik dediğiniz şey, açılıp saçılmak mı?

Ey Aliyev, kimin kayığına bindin?

Ey İlham Aliyev!

Kimin kayığına bindin, hangi rüzgar seni bu kıyılara sürükledi, doğrusu merak ediyorum.

Batı’ya hoş görünmek için kendi toplumunun değerlerini görmezden gelmek, çağdaşlık değildir. Başörtülü öğrenciyi okul kapısında bırakıp ardından laiklik ve medeniyet anlatmak da pek inandırıcı durmuyor.

Bir kadının başı açıksa modern, örtülüyse geri kalmış mı sayılacak?

Bilgi saçın altında mı saklı? Akıl, başörtüsüyle birlikte mi kayboluyor?

Bir insanın medeniyet seviyesi, saçının ne kadarının göründüğüyle mi ölçülüyor?

Kusura bakmayın ama bu anlayışta ciddi bir sorun var.

Açılıp saçılmak medeniyet değildir. Örtünmek de cehalet değildir.

Medeniyet, insanın ne giydiğinden önce nasıl yaşadığıyla ilgilidir. Adaletle, ahlakla, vicdanla ve başkasının hakkına saygıyla ilgilidir.

Yani mesele saç değil, zihniyettir!

Laiklik başörtüsünden korkar mı?

Azerbaycan’da yapılan düzenlemede başörtüsü doğrudan yasaklanmıyor. Ancak okul formasının bütünlüğünü bozan ve laiklik ilkesine uygun olmadığı değerlendirilen kıyafetlere sınırlama getiriliyor.

Peki, bu kurallar nasıl uygulanacak?

Başörtülü bir öğrenci okul kapısından geri çevriliyorsa burada ciddi bir soru ortaya çıkıyor.

Laiklik, devletin inançlar karşısında tarafsız olması değil midir?

Öyleyse inancını yaşamak isteyen bir öğrencinin karşısına neden engel çıkarılıyor?

Elbette okulun düzeni olacak. Elbette kıyafet kuralları bulunacak. Fakat kural koymak başka, bir insanın inancıyla sorun yaşamak başkadır.

Şunu da unutmayalım:

Bir başörtüsü laikliği yıkabiliyorsa, kusura bakmayın ama o laikliğin sağlamlığını da sorgulamak gerekir.

Güçlü devlet, vatandaşının kıyafetinden korkan devlet değildir. Güçlü devlet, farklı yaşam biçimlerine rağmen herkese güven verebilen devlettir.

Hayvanlara kıyafet var, insana tahammül yok mu?

Şimdi gelelim işin en düşündürücü tarafına…

Bugün hayvanlarımız üşümesin diye onlara kıyafet giydiriyoruz. Minik dostlarımız soğukta kalmasın diye üzerlerine montlar, kazaklar geçiriyoruz. Ne güzel! Merhamet budur.

Peki, bir hayvana gösterdiğimiz hassasiyeti, inancı gereği başını örten bir insana neden göstermiyoruz?

Hayvanın üzerindeki giysi şefkatin göstergesi sayılıyor da kız çocuğunun başındaki örtü neden tartışma konusu oluyor?

Elbette hayvanlara kıyafet giydirmekle okul kuralları aynı mesele değil. Fakat burada asıl sorulması gereken, insanın tercihine ve inancına gösterilen tahammüldür.

Bir insanın başını örtmesi kime ne zarar veriyor?

Kimsenin özgürlüğü başkasının yaşam tarzına benzemek zorunda değil. Özgürlük, yalnızca sizin hoşunuza giden tercihlere tanınan bir ayrıcalık da değil.

Yoksa özgürlük dediğimiz şey, herkesin aynı şekilde giyinmesi mi?

Peki, siz nasıl Müslümansınız?

Azerbaycan Devlet Televizyonu’nda “Azerbaycan Müslüman ancak laik bir devlettir” mesajı veriliyor.

Peki, güzel. Kimsenin buna itirazı yok.

Fakat bir devletin Müslüman kimliğini vurgulaması başka, Müslüman vatandaşlarının inançlarını yaşama özgürlüğünü koruması başka bir meseledir.

Müslümanlık yalnızca nüfus kayıtlarında yazan bir kimlikten mi ibaret? Bayramlarda verilen mesajlardan, törenlerde söylenen sözlerden mi oluşuyor?

İslam’a inanan insan, Allah’ın emir ve yasaklarını önemser. Elbette herkesin inancını yaşama biçimi kendisine aittir. Kimse kimsenin imanını ölçemez. Ancak inançtan söz ederken, inancını yaşamak isteyen insanlara da saygı göstermek gerekir.

İşte benim itirazım tam da burada!

Müslümanlık bir etiket değildir. Laiklik de başörtülü insanı kapının dışında bırakma ruhsatı değildir.

Kimseye zorla başını ört demiyoruz. Ama kimse de başını örtmek isteyen bir kıza, bunu sorun hâline getirerek hayatı zorlaştırmasın.

İnsanların inancına saygı duymadan Müslüman kimliğini öne çıkarmak, ister istemez şu soruyu akla getiriyor: Söz başka, uygulama başka mı?

Kağıt üzerinde kaplan olmak kolay!

Ey Aliyev!

Devletin gücü, televizyon ekranlarından verilen sert mesajlarla ölçülmez. Hele hele bir kız çocuğunun başındaki örtü üzerinden hiç ölçülmez.

Asıl mesele, haksızlık karşısında ne yaptığınızdır.

Kamu hakkı yenirken, yolsuzluk iddiaları gündeme gelirken, adalet bekleyen insanlar kapı kapı dolaşırken gösterilmesi gereken kararlılık nerede?

Güç, yalnızca kurallara uymayan öğrenciyi kapıda bırakmak mıdır? Yoksa adaleti herkese eşit uygulayabilmek midir?

Kâğıt üzerinde kaplan görünmek kolaydır. Asıl mesele, adaletin karşısında da kaplan olabilmektir.

Bir devlet, vatandaşının inancına saygı gösterdiğinde küçülmez. Tam tersine büyür. Bir yönetim, toplumunun değerlerini koruduğunda çağın gerisine düşmez. Asıl gerilik, insanları kıyafetleri üzerinden sınıflandırmakta ısrar etmektir.

Azerbaycan bizim için sıradan bir ülke değil!

Azerbaycan bizim için yalnızca haritada gördüğümüz bir ülke değildir. Dilimiz, tarihimiz, kültürümüz ve gönül bağlarımız var. Bu yüzden orada yaşananları görmezden gelemeyiz.

Eleştirimiz de bu yakınlıktan kaynaklanıyor.

Ey Aliyev!

Batı’ya benzeyeceğim diye kendi insanına yabancılaşma. Modernleşeceğim diye toplumunun inançlarını bir sorun gibi görme. Laikliği savunacağım diye başörtüsünü tartışmanın merkezine yerleştirme.

Çünkü medeniyet, başkasının gölgesine sığınmak değildir. Medeniyet, kendi değerlerinle adil, özgür ve güçlü olabilmektir.

Bir kız çocuğunun başındaki örtüyle uğraşmak yerine onun eğitimine, bilgisine ve geleceğine odaklanın.

Başını örten de açan da bu ülkenin insanı. Devletin görevi, birini diğerine benzetmek değil; ikisinin de hakkını korumaktır.

Son sözüm şu:

Laiklik, insanı inancından utandırmak değildir. Müslümanlık da yalnızca sözle taşınan bir kimlik değildir.

Ve ey Aliyev, unutma: Bir devletin büyüklüğü, kaç başörtüsünü tartışma konusu yaptığıyla değil, kaç insanın hakkını koruduğuyla ölçülür.

Gerisi mi?

Bol slogan, bol nutuk… Ama ortada hâlâ cevap bekleyen bir soru:

Laiklik insanı özgürleştirmek için mi var, yoksa insanı belli bir kalıba sokmak için mi?

Hakkında Aziz Dağtekin

1960 yılında Elazığ'da doğdu. Öğrenimini İstanbulda tamamlayarak gazetecilik mesleğine 1983 yılında başladı. sırasıyla Hergün, Bulvar, Hürriyet ve Türkiye Gazetelerinde muhabirlik ve yazı işleri kadrolarında görev aldı. Basın sektöründen 2006 yılında emekli oldu. Halen idare yeri Adana olan ve Ulusal yayın yapan Netinternet, Ekonet Haber, Eko İntenet Haber sitelerinde Genel Yayın Yönetmenliği ve ekonomi ile alakalı yazı ve yorumlar yazmaktadır. Gazetecilik mesleği yanısara sigortacılık, pazarlama ve finans sektöründe üst düzey yöneticiliklerde bulundu. Sırasıyla İhlas Barter ve Turk Barter'da franchise ve bölge müdürlüğü görevlerinde yer aldı. 2005 yılında Turk Barter'dan ayrılarak Anadolu Barter'ı kurdu. Halen 13'e yakın şubesiyle faaliyet gösteren Anadolu Barter'ın Yönetim Kurulu Başkalığını yürütmektedir. Evli ve 2 çocuk babası olan Gazeteci-Yazar Aziz Dağtekin halen Basın Konseyi üyesi ve Adana'da Kurulu bulunan Çukurova Güreş Vakfı ile Elazığlılar Kültür ve Dayanışma Derneğinin de kurucu üyesidir.

Göz Atmak İster misiniz?

Azerbaycan’da Başörtüsü Krizi: Öğrenciler Okul Kapısından Geri Çevrildi

Azerbaycan’da devlet okullarındaki kıyafet düzenlemesi tartışmaları büyüyor. Başörtülü öğrencilerin okula alınmadığına ilişkin görüntüler sosyal medyada …

Bir yanıt yazın