GÜNDEME DAİR YORUM
Türkiye’nin idari haritası yeniden şekillenmeye hazırlanıyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin açıkladığı “100 il, 1000 ilçe” projesi, yalnızca mülki idare sınırlarının genişletilmesi değil, devletin gelecekteki yönetim anlayışının da yeniden tartışılması anlamına geliyor.
81 ilden 100 ile, 922 ilçeden 1000 ilçeye uzanan bu hedef, ister istemez akıllara başka bir soruyu getiriyor:
Peki, yıllardır hafızalara kazınan 82 Kerkük, 83 Musul’un plaka sırası ne olacak?
Hatırlayalım…
Devlet Bahçeli, 2017 yılında yaptığı açıklamada, “81 Düzce’den hemen sonra 82 Kerkük, 83 Musul” sözleriyle Türkiye’nin tarihî hafızasına ve Misakımillî tartışmalarına dikkat çekmişti. O günlerde Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü de bu sözleri karşılıksız bırakmamış, 82 Kerkük ve 83 Musul yazılı plakalar hazırlatarak kamuoyuyla paylaşmıştı.
Aradan yıllar geçti. Şimdi 100 il, 1000 ilçe hedefi konuşuluyor.
İnsan ister istemez soruyor: Plaka sırası 100’e kadar uzayacaksa, tarihî hafızamızın plakaları da gündemdeki yerini koruyacak mı?
Elbette mesele plaka numarası değil. Mesele, Türkiye’nin tarihine, coğrafyasına, güvenliğine ve geleceğine nasıl baktığıdır.
HARİTAYI BÜYÜTMEK KOLAY, DEVLETİ GÜÇLENDİRMEK ÖNEMLİ
Bir ilçeye il statüsü vermek, tabelasını değiştirmekten ibaret değildir. Yeni bir valilik, kamu kurumları, adliye, emniyet, sağlık altyapısı, eğitim yatırımları, ulaşım ağı ve ciddi bir bütçe planlaması demektir.
Dolayısıyla 100 il hedefini yalnızca sayısal bir büyüme olarak değerlendirmek eksik olur.
Yeni iller kurulacaksa bunun arkasında ekonomik üretim, istihdam, ulaşım, tarım, sanayi, eğitim ve sağlık kapasitesi bulunmalıdır.
Vatandaş sabah hastaneye gitmek için başka bir ile, adliye işlemi için başka bir merkeze, bürokratik bir işlem için kilometrelerce uzağa gitmek zorunda kalmamalıdır.
Devlet vatandaşına yaklaşmalıdır. Vatandaş devlete ulaşmak için ömür tüketmemelidir.
İl olmak, bir şehrin tabelasına yeni bir unvan eklemek değil, insanının hayatına yeni imkânlar kazandırmaktır.
82 KERKÜK, 83 MUSUL SÖZÜ BİR TARİHÎ HAFIZADIR
Bahçeli’nin Kerkük ve Musul çıkışı da bu açıdan yalnızca bir plaka tartışması olarak görülmemelidir.
Kerkük’te yaşayan Türkmenlerin kimliği, Musul’un tarihî geçmişi, bölgedeki Türk varlığı ve Türkiye’nin güvenlik çıkarları, günübirlik siyasi tartışmaların çok ötesinde konulardır.
Ancak tarihî iddiaları güçlü kılmanın yolu yalnızca slogan atmaktan geçmez.
Diplomasi, uluslararası hukuk, ekonomik ilişkiler, kültürel bağlar ve bölgesel iş birliği, Türkiye’nin elini güçlendiren asıl unsurlardır.
Kerkük’teki Türkmen’in güvenliği, Musul’daki soydaşımızın geleceği, Türkiye’nin bölgedeki etkisi; güçlü bir devlet aklı, kararlı diplomasi ve sürdürülebilir politikalarla korunabilir.
Plaka hazırlamak semboldür; tarihî sorumluluk ise o sembolün gereğini yapabilecek siyasi ve diplomatik iradeyi ortaya koymaktır.
100 İL HEDEFİ, TÜRKİYE’NİN BÖLGESEL VİZYONUYLA BİRLİKTE DÜŞÜNÜLMELİ
Türkiye bugün yalnızca kendi şehirlerinin idari yapısını tartışan bir ülke değildir. Balkanlar’dan Kafkasya’ya, Orta Asya’dan Orta Doğu’ya kadar geniş bir coğrafyada siyasi, ekonomik ve stratejik sorumlulukları bulunmaktadır.
Böylesine geniş bir coğrafyada etkili olabilmek için önce kendi şehirlerimizi güçlü hale getirmeliyiz.
Üreten şehirler, güçlü yerel yönetimler, gelişmiş ulaşım ağları, tarım ve sanayi yatırımları, eğitimli nüfus ve ekonomik bağımsızlık…
Bunlar olmadan 100 il tabelası asmak, Türkiye’yi kendiliğinden büyütmez.
Yeni il olacak ilçeler belirlenirken siyasi beklentiler değil, bilimsel veriler ve kamu yararı esas alınmalıdır. Her bölgenin ekonomik potansiyeli, nüfus yapısı, stratejik konumu ve gelişme kapasitesi açıkça ortaya konulmalıdır.
Üstelik yeni iller kurulurken mevcut illerin ekonomik gücü ve kamu kaynakları da zayıflatılmamalıdır.
ASIL MESELE KAÇ İL OLDUĞUMUZ DEĞİL, NE KADAR GÜÇLÜ OLDUĞUMUZ!
Bahçeli’nin 100 il, 1000 ilçe hedefi, Türkiye’nin geleceğine ilişkin önemli bir tartışma başlatmıştır.
Bu tartışmayı yalnızca yeni il olacak ilçelerin isimlerine indirgemek doğru değildir.
Türkiye’nin ihtiyacı, vatandaşına daha hızlı hizmet götüren, üreticisini destekleyen, gençlerine istihdam sağlayan, şehirlerini ekonomik merkezlere dönüştüren güçlü bir idari yapılanmadır.
Kerkük ve Musul meselesi ise Türkiye’nin tarihî hafızasını, soydaşlarıyla bağlarını ve bölgesel sorumluluklarını hatırlatan ayrı bir başlıktır.
Şimdi soruyu yeniden soralım:
81’den 100’e çıkarken 82 Kerkük, 83 Musul hayali ne olacak?
Belki de asıl mesele, plaka sırasının nereye kadar uzayacağı değil; Türkiye’nin kendi sınırları içinde ne kadar güçlü, sınırlarının ötesinde ne kadar etkili olacağıdır.
Çünkü büyük devlet olmak, yalnızca haritada büyümek değildir. Büyük devlet olmak; vatandaşına adalet, üreticisine destek, gençlerine gelecek, soydaşlarına güven ve dünyaya sözünü dinletecek bir irade kazandırmaktır.
Plakalar değişebilir, tabelalar yenilenebilir. Ama devlet aklı, tarih şuuru ve milletin geleceğine dair sorumluluk değişmemelidir.