Aziz Dağtekin Yazdı
Esnafa gelince devletin eli neden bu kadar sert, milyonların parasını yöneten fon çevrelerine gelince neden bu kadar nazik?
Bir esnafın vergi borcu varsa e-haciz hemen devreye giriyor. Plakasına tedbir konuluyor, ekmeğini kazandığı aracı bağlanıyor. Peki, o esnaf işini yapamazsa borcunu nasıl ödeyecek?
Ama iş, vatandaşın parasının akıbetinin sorgulandığı fon tartışmalarına gelince tablo değişiyor. Kamuoyuna yansıyan iddiaların muhatapları kibar davetlerle bir yerlere çağrılıyor, görüşmeler yapılıyor. Esnaf ise borcunu ödeyemediğinde kapısında haciz memurunu buluyor.
İşte vatandaşın isyan ettiği çifte standart tam da burada başlıyor!
Üstelik bir milyon liralık kamu borcu, faiz ve gecikme yükleriyle katlanarak büyüyor. Tecil maliyetleri de eklendiğinde borç, ödenebilir olmaktan çıkıyor.
Bir milyon lirayı ödeyemeyen esnafa beş milyon liralık yük çıkarmak hangi aklın ürünüdür?
Bir de işin inanç boyutu var!
Müslüman bir ülkede faizin faizinin alındığı nerede görülmüştür? Hani faize karşıydık? Hani faizle mücadele ediyorduk? Borcunu ödeyemeyen vatandaşın borcuna yeniden faiz bindirerek, faizin üzerine faiz işleterek hangi adaleti tesis ediyoruz?
Diğerlerinden ne farkımız kaldı?
Elbette devlet alacağını tahsil etsin. Ancak tahsilat adı altında borcu katlayarak vatandaşı ödeme gücünden tamamen koparmak çözüm değildir.
Bu faiz düzeni acilen gözden geçirilmeli, faiz yükü altında ezilen esnafın nefes alması sağlanmalıdır.
Esnaf ayrıcalık istemiyor. Sadece adalet istiyor.
Çünkü devletin gücü, küçük esnafın kapısına haciz göndermekle değil, herkesin karşısında eşit hukukla durmakla ölçülür.
Fonculara nezaket, esnafa haciz… Faizin faiziyle büyüyen borçlar… Bu çifte standardı kim açıklayacak?
Aybüke Türk Haber "Habere Bozkutça Bakış"