Aziz Dağtekin Yazdı
Bizim memlekette zeka kıtlığı yok.
Maşallah!
Herkes çok zeki.
Hatta bazen insan düşünüyor: “Bu kadar zeka fazla değil mi?”
Müşteriyi kazıklayana ticari zeka diyoruz.
Seçim zamanı milleti kandırana siyasi zeka…
Ambulansın arkasına takılana pratik zeka…
Rakibini kandırıp maç kazanana sportif zeka…
Başkasının iyi niyetini sömürene kıvrak zeka…
İnsanların dini duygularını kullanana ise neredeyse manevi zeka madalyası vereceğiz.
Bir tek şeye zeka demiyoruz:
Ahlaka.
Çünkü ahlak, bazılarına göre zekanın önündeki en büyük engel!
TİCARETTE DE DURUM AYNI
Esnaf müşteriye doğru ürünü, doğru fiyata satarsa…
“Enayi!” diyoruz.
Ama müşterinin cebindeki parayı türlü numaralarla alırsa…
“Adam ticareti biliyor kardeşim.”
Dürüstlük beceriksizlik oluyor.
Kazıklamak ise ticari deha!
Öyle bir noktaya geldik ki müşteriyi kandırmayan esnafa şaşırıyoruz.
“Bu adam neden beni kandırmadı?” diye düşünüyoruz.
İşte asıl tehlike burada.
SİYASETTE USTA OLAN KİM?
Seçmene gerçeği anlatırsan saf oluyorsun.
Hoşuna gidecek şeyleri söyleyip sonra başka türlü davranırsan…
“Usta siyasetçi!”
Bir siyasetçi verdiği sözün arkasında durursa şaşırıyoruz.
“Hiç mi siyasi manevrası yok?” diyoruz.
Sanki siyaset dürüstlük yarışı değil.
Sanki siyaset, kelime cambazlığı olimpiyatı!
AMBULANSIN ARKASINA TAKILAN ZEKA!
Trafik kilitlenmiş.
Önümüzde ambulans var.
Normal insan ne yapar?
Yol verir.
Bizim bazı zeki vatandaşlar ne yapıyor?
Ambulansın arkasına takılıyor.
Ambulans hastayı hastaneye götürüyor.
Arkasında üç otomobil, iki minibüs…
Bir de fırsatı kaçırmayan vatandaş!
Mantık şu: Ambulans geçiyorsa ben de geçerim.
Buna artık pratik zeka demeyelim.
Bunun adı olsa olsa:
Acil durum fırsatçılığı!
Başkasının acısını kendi avantajına çevirmek zeka değildir.
Vicdansızlıktır.
SPORDA DA AYNI HESAP
Rakibinden daha iyi oynayıp kazanmak…
Ne kadar eski moda!
Asıl mesele hakemi kandırmak.
Rakibin ayağı değmeden kendini yere at.
Penaltıyı al.
Sonra da:
“Profesyonellik kardeşim.”
Şike mi?
O da strateji!
Ahlaksızlığın adını değiştirince insanın vicdanı rahatlıyor.
Ne güzel değil mi?
İNANCI KULLANAN KURNAZLAR
Bir de insanların dini duygularını kullananlar var.
İnanca saygı başka şeydir.
İnancı istismar etmek başka.
İnsanlara korku ver.
Umut sat.
Cennet pazarla.
Vicdan kirala.
Sonra da bütün bunlara: “Manevi hizmet.” de.
Olur mu?
Olmaz.
Çünkü insanın inancını sömürmek hizmet değil, istismardır.
FETÖ ve benzeri yapıların yaşattığı tecrübeler de bunun ne kadar tehlikeli olabileceğini gösterdi.
Mesele sadece din değildir.
Mesele ahlaktır.
ZEKA BAŞKASINI KANDIRMAK DEĞİL
Zeka, başkasının açığını bulmak değildir.
Zeka, başkasının hakkına girmek değildir.
Zeka, müşterinin bilgisizliğini fırsata çevirmek değildir.
Zeka, seçmenin güvenini istismar etmek değildir.
Zeka, sahada hile yapmak değildir.
Zeka, insanın inancını kullanarak onu sömürmek hiç değildir.
Bunların ortak adı zeka değil.
Fırsatçılık.
Kurnazlık.
Ahlaksızlık.
Bazen de düpedüz…
Vicdansızlık.
KURNAZLIKLA ZEKA KARIŞTI
En büyük problem burada.
Kurnaz adam alkışlanıyor.
Dürüst adam saf bulunuyor.
Hakkaniyetli adam “iş bilmiyor” denilerek küçümseniyor.
Kurala uyan geride kalıyor.
Kurala uymayan ise:“İşi biliyor.”
diye öne çıkarılıyor.
Sonra da hep birlikte soruyoruz:
“Bu toplumda neden güven kalmadı?”
Nasıl kalsın?
Herkes birbirinin açığını kollarken güven nereden çıkacak?
FORMÜL COK BASİT
Zeka + ahlak = medeniyet.
Ama…
Zeka – ahlak = kurnazlık.
Kurnazlık çoğalırsa ticaret bozulur.
Siyaset kirlenir.
Spor anlamını kaybeder.
Trafik keşmekeşe döner.
İnanç istismara açık hale gelir.
Sonunda herkes birbirinden şüphe eder.
Çünkü insanlar artık karşısındakinin zekasından değil…
Kurnazlığından korkar.
İşte asıl tehlike budur.
Bizim daha fazla zekaya ihtiyacımız yok.
Zekayı insanlık için kullanacak daha fazla ahlaka ihtiyacımız var.
Çünkü insanı insan yapan şey…
Elindeki fırsatla başkasını nasıl kandırdığı değil.
Kandırabilecekken neden kandırmadığıdır.
Gerisi?
Zeka kisvesine sokulmuş kurnazlıktır.
Ve maalesef…
Kurnazlığın zeka sayıldığı…
Fırsatçılığın başarı kabul edildiği…
Ahlaksızlığın uyanıklık diye alkışlandığı yerde…
Toplumun en büyük eksiği IQ değildir.
Vicdandır.
İşte siyasetçisinden tüccarına…
Sporcusundan sokaktaki vatandaşına…
İnsanların inancını istismar eden yapılardan çıkar peşinde koşanlara kadar herkesin dönüp bakması gereken yer burasıdır.
Çünkü mesele sadece siyaset değildir.
Ticaret değildir.
Spor değildir.
Din değildir.
Mesele ahlaktır.
Ahlak yoksa zeka kurnazlığa dönüşür.
İnanç istismara dönüşür.
Siyaset kandırmacaya dönüşür.
Ticaret fırsatçılığa dönüşür.
Ve sonunda toplumun bütün damarlarına güvensizlik yayılır.
Sonra da hep birlikte sorarız: “Bu ülke neden bir türlü düzlüğe çıkamıyor?”
Cevap aslında çok basit.
Çünkü biz uzun zamandır…
Zeka sanıp kurnazlığı alkışladık.
Ahlakı ise hep en sona bıraktık.
İşte bu kurnaz geçinenler yüzünden…
Bu memleket bir türlü düzlüğe çıkamıyor.
Çünkü zeka çok. Ama ahlak yok!