Adana’nın beklediği çağrı: “Sözlü, gel bakalım…”

EDİTÖR’DEN DAVET ÇAĞRISI VAR


Bazen siyasette yapılacak en büyük hamle, yeni bir şey söylemek değildir.

Bazen en büyük hamle, küsleri aynı masaya oturtmaktır.

Dün kavga edenlerin bugün el sıkışmasıdır.

Dün birbirine sırtını dönenlerin bugün aynı fotoğraf karesine girmesidir.

Ve tam da burada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:

Darısı Adana’nın başına gelmez mi?

Sarallar ve Şahinler…

Yıllardır süren husumet.

Ağır geçmiş.

Derin kırgınlıklar.

Ve sonunda?

Aynı masa.

Aynı fotoğraf.

El sıkışma.

Demek ki siyasette de, hayatta da bazı duvarların yıkılması mümkün.

O halde Adana neden yapamasın?

Adana’nın yıllardır konuştuğu meselelerden biri de belli: Küskünler.

Kırgınlar.

Dışarıda bırakılanlar.

Birbirine mesafe koyanlar.

Geçmişte aynı çatı altında siyaset yapmış ama bugün farklı köşelerde duranlar…

Peki bu tablo kime yarıyor?

İşte asıl soru bu!

Çünkü siyasette herkes birbirini dışladıkça kazananın kim olduğu kadar, kaybedenin kim olduğu da önemlidir.

Kaybeden bazen bir isim değildir.

Bir teşkilattır.

Bir şehir kültürüdür.

Bir siyasi gelenektir.

Hatta koskoca bir şehir olabilir.

ADANA SÖZLÜ’YÜ İSTİYOR MU?

Adana sokaklarında, siyasi kulislerde Hüseyin Sözlü isminin yeniden konuşulduğunu görmek mümkün.

Burada mesele bir makam meselesinden çok daha büyük.

Mesele şu: Geçmişte görev yapmış, tecrübe kazanmış, siyasi hafızası olan isimler neden yeniden aynı masada buluşmasın?

İnsanlar değişir.

Şartlar değişir.

Siyaset değişir.

Ama tecrübe kolay kazanılmaz.

Bugün birileri çıkıp şunu söylemeli: “Yeter artık!”

Kırgınlık yeter.

Kavga yeter.

Birbirini dışlama yeter.

Dedikodu üzerinden siyaset yeter.

İnsanları birbirine düşüren hesaplar yeter.

Oturun.

Konuşun.

Anlaşamadığınız yerde yine anlaşamayın.

Ama aynı masaya oturun.

BAHÇELİ’DEN “SÖZLÜ’YE GEL BAKALIM EVLADIM” ÇAĞRISI GELİR Mİ?

Şimdi biraz da Adana’nın duymak istediği o cümleyi kuralım: “Sözlü’ye gel bakalım evladım…”

Bu cümle gerçekten kurulsa, Adana’da çok kişinin dikkatini çeker.

Çünkü bazen bir liderin çağrısı, yıllardır kapalı duran bir kapının anahtarı olabilir.

Devlet Bahçeli’nin Sarallar ve Şahinler buluşmasında ortaya koyduğu görüntü de tam burada önem kazanıyor.

Mesaj basit: Kırgınlıklar bitmez sanmayın.

Bir masa kurulur.

İnsanlar çağrılır.

Konuşulur.

El sıkışılır.

Ve yeni bir sayfa açılır.

Adana’nın da böyle bir fotoğrafa ihtiyacı var.

Muharrem Varlı’sıyla…

Hüseyin Sözlü’süyle…

Geçmişte görev yapmış il başkanlarıyla…

Teşkilatın farklı dönemlerinde sorumluluk üstlenmiş isimleriyle…

Kısacası kim varsa, kim kırıldıysa, kim küstüyse, kim kendisini dışarıda hissediyorsa…

Bir masa kurulsun.

Herkes davet edilsin.

Kimseye “sen gelme” denmesin.

ÇÜNKÜ BU KADAR DAĞINIKLIK KİME YARIYOR?

İşte Adana’nın sorması gereken soru tam olarak bu.

Bu kadar ayrışma kime yarıyor?

Bu kadar küskünlük kime yarıyor?

Bu kadar dedikodu kime yarıyor?

Bu kadar insanın birbirinden uzak durması kime yarıyor?

Cevabı herkes kendi içinde versin.

Ama bir gerçek var: Bir siyasi hareketin en büyük gücü sadece kalabalık olması değildir. Birlik görüntüsü verebilmesidir.

Adana’nın ihtiyacı da tam olarak bu.

Yeni bir kavga değil.

Yeni bir hesaplaşma değil.

Yeni bir dışlama hiç değil.

Yeni bir masa.

Ve o masada herkesin sandalyesi olsun.

Bugün birbirine kızan yarın barışabilir.

Bugün aynı fikirde olmayan yarın ortak bir noktada buluşabilir.

Yeter ki kapılar tamamen kapanmasın.

İşte şimdi gözler Adana’da.

Belki de birileri gerçekten çıkıp şöyle demeli:  “Sözlü’ye gel bakalım evladım…”

Ve ardından: “Varlı’ya da haber verin.

Küskün il başkanlarını da çağırın.

Herkes gelsin.

Şu masayı bir kuralım.”

Çünkü bazen siyasette en büyük zafer, rakibini susturmak değil; küs olduğun insanla yeniden aynı masaya oturabilmektir.

Darısı Adana’nın başına…

Hakkında Editör

Taraf Olmayan Habercilik Yapan Aybüke Türk Haber, dünyadaki bütün Türklerin gür sesi ve onların kulağı olacaktır. Habere Bozkurtça bakan ve değerlendiren Aybüke Türk Haber mazlumların da temsilcisi olmayı hedeflemiştir.

Göz Atmak İster misiniz?

Emmi, sen kalk biz yatalım! Ölünce dost çoğalır mı?

Aziz Dağtekin Yazdı  Bazı insanlar yaşarken yalnız bırakılır. Öldükten sonra ise bir bakarsınız… Herkes çocukluk …

Bir yanıt yazın