EDİTÖR’DEN
Nedir bu milletin hırsızlardan çektiği?
Vatandaşın cebindeki birkaç bin doları, eurosu için sınır kapısında kurallar, beyanlar, kontroller var.
Peki milyonlarca dolar ve euro söz konusu olduğunda ne oluyor?
15 milyon dolar!
25 milyon euro!
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü fon soruşturmasında, Pusula Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Turhan’ın hesabından İsviçre’deki bir hesaba 15 milyon dolar, Pusula Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Muhammed Yarız’ın hesabından ise 25 milyon euro transfer edildiği tespit edildi. MASAK kayıtlarında bu işlemlerin 24 Ağustos ve 1 Eylül 2026 tarihlerinde gerçekleştiği ve fonların iade ödemelerinde temerrüde düşmesinden önce yapıldığı bildiriliyor.
İşte burada durup sormak gerekiyor:
Bu para neden çıktı?
Nereye çıktı?
Hangi gerekçeyle çıktı?
Kim onayladı?
Hangi banka, hangi finans kuruluşu bu işlemleri gerçekleştirdi?
Ve en önemlisi:
Bu kadar büyük para hareketi gerçekleşirken devletin denetim mekanizmaları neden devreye girmedi?
Bir vatandaşın parasını yurt dışına çıkarırken karşısına çıkan prosedürleri düşünün.
Sonra milyarlarca liralık karşılığı bulunan döviz hareketlerini düşünün.
İnsan ister istemez soruyor:
Milyonlarca doların, milyonlarca euronun yurt dışına çıkışı gerçekten bu kadar kolay mı?
Burada yapılması gereken öfkeyle hüküm vermek değil; paranın izini son kuruşuna kadar sürmektir.
Çünkü mesele sadece İsviçre’ye gönderilen 15 milyon dolar veya 25 milyon euro değil.
Mesele, bu paraların kaynağı ve kullanım amacı nedir; kim tarafından, hangi hukuki ve ticari gerekçeyle gönderilmiştir; karşılığında ne alınmıştır ve paranın nihai adresi neresidir?
Savcılığın ve MASAK’ın şirket yöneticilerinin 2024’ten bugüne kadar gerçekleştirdiği yurt dışı para ve kripto varlık transferleri ile hesap hareketlerini incelemeye aldığı da bildiriliyor.
İşte devlet tam da burada üzerine düşeni yapmalı.
Paranın peşine düşmeli.
Kimseyi makamından dolayı korumamalı, kimseyi de ismi üzerinden peşinen suçlu ilan etmemeli.
Ama eğer milletin parasından şüpheli biçimde bir kuruş bile çıktıysa, o kuruşun bile hesabı sorulmalı.
Çünkü vatandaşın devlete güvenmesi için yalnızca soruşturma yapılması yetmez.
Paranın nasıl çıktığının, neden çıktığının ve nereye gittiğinin millete anlatılması gerekir.
Bu ülke artık “Benim adamım, senin adamın” tartışmalarından yoruldu.
Kim varsa dosyanın içinde, delil nereye götürüyorsa soruşturma oraya kadar gitmeli.
Ve eğer gerçekten devletin denetim duvarlarını aşarak milletin parasını dışarı çıkaran bir yapı varsa, o yapının içindeki herkes ortaya çıkarılmalı.
Çünkü devletin görevi paranın kaçmasını seyretmek değil, milletin parasını korumaktır.
Senin hırsızın, benim hırsızım yok.
Bu milletin parası var.
Ve o paranın hesabını sormak hepimizin hakkı.
Aybüke Türk Haber "Habere Bozkutça Bakış"